YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ’NİN AŞI KARARI ( ORDU AİLE MAHKEMESİ )

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ’NİN SON AŞI KARARI
TÜRK MİLLETİ ADINA

T.C.
ORDU
AİLE MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2015/315 Esas
KARAR NO : 2015/429

DAVACI : AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR İL MÜDÜRLÜĞÜ
VELİLER : H.A. – R.A.
ÇOCUKLAR : M.A. – N.A.
DAVA : 5395 Sayılı Yasaya Göre Koruma Kararı
DAVA TARİHİ : 30/04/2015
KARAR TARİHİ : 12/06/2015
KARAR YAZIM TARİHİ : 17/06/2015

Ordu Halk Sağlığı Müdürlüğünün 17/04/2015 tarih ve 4621 sayılı yazıları çerçevesinde Sağlık Bakanlığının Genişletilmiş Bağışıklama Programı kapsamında uygulanması gereken aşıların uygulanmasına izin verilmemesi nedeniyle çocuklar M.A. ve N.A. kardeşler hakkında 5395 sayılı kanun kapsamında sağlık tedbiri kararı verilmesi talep ve dava edilmiştir.

CEVAP:

Veli H.A. duruşmada alınan beyanında; “Biz eşimle aşının risklerinden dolayı çocuklarımızı aşı yaptırmak istemiyoruz. Buna ilişkin yazılı beyanlarımızı sunduk. Yazılı beyanlarımızı tekrar ediyoruz. Aşı içeriklerinde sağlığa zararlı maddeler olduğunu bu durumun çocuklarımıza ileriki dönemde zarar vermemesi için aşı yapılmasını istemiyoruz.” şeklinde beyanda bulunmuştur.

Veliler H.A. ve N.A.’nın 11/06/2015 tarihli beyan dilekçesinde özetle; çocuklara yapılmak istenen aşılarda, insan vücuduna zararlı pek çok madde bulunduğunu, bu maddelerin otizm, kalp hastalıkları, hiperaktive bozukluğu gibi çeşitli hastalıklara neden olduğunu belirterek dilekçelerinde belirtikleri gerekçelerle çocuklara aşı yaptırmak istemediklerini beyan ettikleri görülmüştür.

YAZILI DELİLLER:

Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Müdürlüğü, Türkiye Tabipler Birliği ve İl Sağlık Müdürlüğün yazılan müzekkere cevapları incelendiğinde özetle; Ulusal aşı programında yer alan hastalıkların bulaşma ve salgın riskinin yüksek ve aşılanma dışında önlenmesi mümkün olmayan hastalıklar olduğu, büyük bir kısmının etkin tedavisinin olmadığı ya da tedavi edilse de süreğen/kalıcı sakat bırakma olasılığının yüksek olduğu, tüm aşıların kullanım yollarına göre yan etkilerinin olabildiği ancak bu yan etkilerin sağladığı yararlar ve toplum sağlığı dikkate alındığında ihmal edilebilir düzeyde olduğu , bulaşıcı hastalıklardan korunmak için aşılanmanın hem her çocuğun sağlığının korunması ve desteklenmesi hem de ülkemizdeki bulaşıcı hastalıkların yaygınlığının önlenmesi ve dolayısı ile bebek ve çocuk ölümlerinin azaltılması açısından oldukça önemli ve gerekli bir sağlık uygulaması olduğu, öte yandan Dünya Sağlık Örgütü başta olmak üzere tüm uluslararası kuruluşların aşılanmayı evrensel çocuk hakkı olarak görüldüğünün belirtildiği görülmüştür.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE:

Dava, Çocuklara aşı yapılmasını sağlamaya yöneliktir.

Bilindiği üzere; Tıp biliminin kuralları uygulanmak suretiyle yapılan her türlü müdahale tıbbi bir müdahaledir. Aşı da önleyici nitelikte bir tıbbi müdahaledir. Sağlık alanında herhangi bir müdahale, ilgili kişinin bu müdahaleye özgürce ve bilgilendirilmiş bir şekilde muvafakat etmesinden sonra yapılabilir. Bir kişiye önceden, müdahalenin amacı ve niteliği ile sonuçları ve tehlikeleri hakkında uygun bilgiler verilmesi zorunludur. (Biyoloji ve Tıbbın Uygulanması Bakımından İnsan Hakları ve İnsan Haysiyetinin Korunması Sözleşmesi m. 5) (R.G. 20.4.2004 tarih ve 25439 sayı) Muvafakat verme yeteneği bulunmayan bir kimse üzerinde tıbbi müdahale, sadece onun doğrudan yararı için yapılabilir. (Söz. m. 6/1) Kanuna göre bir müdahaleye muvafakat verme yeteneği olmayan bir küçüğe veya akıl hastalığı ve benzeri herhangi bir sebepten dolayı muvafakat verme yeteneği bulunmayan bir yetişkine, sadece yasal temsilcisinin veya kanun tarafından belirlenen bir kişi veya makam ve kuruluşun izni ile müdahalede bulunulabilir. (Söz. m. 6) Bu halde dahi, bu kişi, makam veya kuruluşa, müdahalenin amacı, niteliği ile sonuçları ve tehlikeleri hakkında uygun bilgi verilmesi zorunludur. Umumi Hıfzısıhha Kanununda yeralan “her çocuğun doğumu takip eden ilk dört ay zarfında aşılanmasının zorunlu olduğuna” ilişkin hüküm (m. 89), müdahaleye ilgili kişinin muvafakat etmesi zorunluluğunu ortadan kaldırmaz. Şu halde, kanunen zorunlu olan haller dışında kimse rızası olmaksızın veya aydınlatılmış rızası aranmaksızın tıbbi bir ameliyeye tabi tutulamaz.

Somut olayda müdahaleye maruz kalan çocukların yasal temsilcilerinin ilgili sağlık birimi tarafından açık, anlaşılır ve kapsamlı şekilde bilgilendirildiklerine dair bilgi belge ve delil olmadığı görülmüş olup açıklamalar ışığında davanın reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM:

1- Davanın REDDİNE

2- Davanın mahiyeti gereği harç, yargılama gideri ücreti tayinine yer olmadığına,

Dair davalı H.A.’nın yüzüne karşı verilen karar kararın tebliğinden itibaren 14 gün içerisinde yargıtay da temyiz yolu açık olmak üzere açıkca okunup usulen anlatıldı. 12/06/2015

T.C.
Y A R G I TA Y
2. Hukuk Dairesi

ESAS NO: KARAR NO:
2015/16500 2015/23449

Y A R G I T A Y İ L A M I

İNCELENEN KARARIN:
MAHKEMESİ : Ordu Aile Mahkemesi
TARİHİ : 12/06/2015
NUMARASI : 2015/315 – 2015/429
DAVACI : Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü
ÇOCUKLAR : 1- M.A. 2- N.A.
DAVALILAR (Veliler) : 1- H.A. 2- R.A.
DAVA TÜRÜ : 5395 Sayılı Yasa Uyarınca Tedbir Kararı Verilmesi
TEMYİZ EDEN : Davacı

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kurum tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, yerinde bulunmayan temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 07.12.2015 (Pzt.)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir